EKOYAK ® ve Hidrokarbon Yakıtı 

«geri (Ekoyak)


Bilinen en hafif ve temel element olan hidrojen, hidrokarbon yakıtlarının en önemli parçasını oluşturur. (Karbon ve az bir miktar kükürt, ve inert gazlardan başka.) Pozitif (proton) ve negatif (elektron) yükü vardır. Yani dipol momenti bulunur. Kendi nükleus (çekirdek) spinlerinin karşılaştırmalı yerlerine göre ya diamagnetiktir, yada para manyetiktir. (Magnetik alana karşı zayıf yada güçlü tepki) Böylece elementlerinin en basiti olduğu halde iki farklı çekirdek spinler tarafından tanımlanarak, iki belirgin izomerik şekillerde bulunur, para ve ortho. Böylece çift dönüşlü seviyelerde bulunan para H2 molekülünde bir atomun diğerine
karşılaştırmalı spin hali zıt yöndedir. Bu da onu diamagnetik yapar. Oysa ki tek dönüşlü seviyelerde bulunan ortho H2 molekülünde spinler paraleldir. Atomların yeri aynıdır, (clockwise, coincident). Bu da paramagnetik bir olaydır. Ve birçok reaksiyonlarda katalizördür. Böylece spinlerin yerleşimi fiziksel özelliklere ve gaz molekülünün hareketine çok büyük etkisi vardır. Paralel spinler orta hidrojeni aşırı derecede değişken yapar. Hatta ortho hidrojen para hidrojene göre daha çok tepki gösterir. Ve uzay gemisi ve roketlerinde kullanılan sıvı hidrojen yakıtı güvenlik açısından daha az enerjik, daha az uçucu ve daha az tepki gösteren para hidrojen halinde depolanır. Oysa roketin startı esnasında, ortho hidrojen hali daha yararlıdır. Çünkü yanma işlemini güçlendirir ve çabuklaştırır. Paradan ortho'ya değişmesini önlemek için H2 molekülünün spinleri arasındaki karşılıklı etkisinin enerjisini değiştirmek lazımdır.

20 C derece (oda sıcaklığı) hidrojen %75 para (değişmeyen) halindedir. Sadece sıvı hidrojen derecesini -235 C a indirdiğimiz zaman hidrojenin %99 u ortho hale dönüşür. Yani daha uçucu ve değişken olur. Açıkça görüldüğü gibi, hidrojen yakıtını bu denli düşük derecede tutmak, artı yanma yeterliliğine ulaşmak çok da pratik değildir. Ama ellili yıllarda Amerikalı roket bilim adamı Simon Ruskin, para hidrojenin daha yüksek enerjili ortho hidrojene magnetik bir etki ile çevirebileceğini fark etti. (uygun bir magnetik alanı oluşturarak hidrojenin spin hallerini değiştirmeyle) Bu da atomun enerjisinin ve genel yakıt verimliliğinin değerini arttırıyordu. Zaten Ruskin'e bu buluşu için US Utulity Patenti (No:328868) verilmiştir. EKOYAK® cihazına da aynı kurallar uygulandı ve aynı sonuçlara ulaşıldı.

HİDROJEN ATOMU (PARA VE ORTHO HALİNDE )

EKOYAK® 'larda, hidrokarbon molekülünü para halinden daha yüksek enerjili orhto haline değiştirmek için yeterince güçlü bir magnetik alan geliştirildi. Sıvı moleküllerinin spin etkisi optik olarak sıvı yakıttan geçen ışınların kırılmasına dayanarak araştırılabilir. Bilim adımlarının EKOYAK'ın verimli bir şekilde çalıştığını, metalürjik fırınlarda kurduğu "infrared" kameralar sayesinde gösterdikleri gibi, buna ek olarak hidrojenin ortho H2 haline dönüşmesi (sistemin simetrik halinden daha hareketli daha aktif ve antisimetrik haline anında geçişi ile bu güçlü ve benzersiz yüksek tepki gösteren ve katalik magnetik alanda ortaya çıkması) bir çok teknolojide faydalı bulunmuştur.Özellikle, hidrojenin katalizör olarak kullanılan alanlarda. Örneğin; petrol arıtımında, metalürjik işlerde karbon ve bazı hidrokarbonların ve yağların hidrojenleştirilmesinde plastiklerin polimerize edilmesinde vs.

Hidrokarbonlar temel olarak "kafese" benzer yapıdadır. Bundan dolayı iç karbonlarının oksitleşmesi yanma işleminde engellenir. Ve pseudo-bileşik adı verilen daha büyük gruplar oluştururlar. Bu gruplar daha büyük olan kümeleri oluştururlar. Grup moleküllerinin içine eşit miktarda oksijen girişi engellenir. Yakıtı yakmak için, havadan uygun miktarda oksijen gereklidir. Örneğin bir litre benzini tamamen yakmak için 15 kg hava (oksijen) gereklidir. Ve egzozda karbondioksit, su buharı ve yanmada rolü olmayan hidrojenin bulunması lazım. Hemen hemen egzoz gazları şunlardır: CO, H2, HC, NOX ve O2 dir.

Senelerce işten yanmalı motor yapımcılarının tek bir amacı vardı. Hidro karbon yakıtın moleküler birleşmesini önlemek ve yanma işlemini optimize etmek. Hava kirliliğine neden olan motorların problemi şuydu: Yanma odasındaki bütün hidrokarbonların tamamen yanması için silindirin işlem yapan derecesinin yükseltilmesi gerekiyordu. Eski motorlar nispeten büyük miktarlarda yakılmamış hidrokarbon ve karbonmonoksit çıkardıklarında içinde az miktarlarda da olsa nitrojen oksit bulunurdu. Güç motorlarına olan ilginin artmasıyla tekrar nitrojen toksinlerini daha yüksek seviyelerde üreten mekanizma sayısı artış gösterir.

Besleme ve egzoz sistemleri tamamlandı, ateşleme düzenini kontrol eden ve ayarlayan elektronik mükemmelleştirildi, yakıt/hava mixmetre cihazları mükemmel seviyeye getirildi ve son olarak da, katalitik dönüştürücüler vazgeçilmez oldu. Ama yine de yanmadan sonra ortaya çıkan gaz ve buhar mükemmel temizlikte değil, motor hala yakıtın hala tamamını yakamıyor. Hala bir kısım kirletici gazlar (HC, CO,NOX) olarak boşaltılıyor. Ya da siyah karbon atığı olarak iç motorun duvarlarında tabakalaşıyor. Bunların hepsi eksik yanmadan dolayı meydana gelmektedir. Bunun sebepleri:

1- Hidrokarbonlar birbirine yakın moleküler gruplar oluştururlar. Ama bunların iç kısımlarına yeterince oksijen miktarı girmemektedir. Bu da tam olarak yanmayı engellemektedir.
Hidrokarbonlar moleküler makro gruplar oluşturarak boru ve yakıt ağızlıklarını tıkarlar. Yakıt karışımındaki fazla hava tam yanmayı sağlamaz. Böylece ekzoz gazları bir hayli yanmamış CO, HC içerir.


2- Oksijen (-2 yüklü) negatifdir. Hidrojenin de çelik yakıt hatlarını geçerken eksi yükü olan nötr molekül yapıları vardır. Bundan dolayı, bu ikisi aynı potansiyelleriyle yanma odasına girdikleri zaman birbirini iterler ve tam yanma oluşmaz. Böylece bütün ciddi araştırmaların amacı oksijenleştirilmiş yakıt elde etmekti. Çünkü yüksek oksidasyon yüksek yanma demektir. Bu durumda da aşağıdaki kurallar göz önüne alınmalıydılar.

a) Yanmamış hidrokarbon ((HC), aracın ekzoz sisteminden çıkan karbonmoksiti (CO) artı yakıt stoku olarak nitelendirebiliriz. Çünkü normal şartlar altında HC ve CO yanma odasında daha fazla yanabilir. Bundan dolayı böyle uygun şartlar yaratmak çok önemlidir.
b) Eğer hidrokarbon molekülü tamamen daha çok oksidize olsaydı, o zaman açığa çıkan gazların zehirlilik oranı azaltılabilirdi ve birinci kuraldaki katalik dönüştürücülerden vazgeçilebilirdi.
c) Hidrojenin kimyasal reaksiyonu, onun yüküne bağlı kalarak, magnetik alandan etkilenir, çünkü normal mıknatıslar elektronların yönünün kontrolünün ana kaynağıdır.
d) Uygun magnetik alanının uygulanması, yakıt yapısında yararlı değişikliklere zorluyor, ve bu da yanmada genel tepki gücünü arttırıyor.

VOLKSWAGEN'DEN SONRA YAKIT TASARRUFUNDA EN ÖNEMLİ KEŞİF.

EKOYAK® yukarıdaki kurallara nasıl uyar?

1-Kural.

Hidrokarbon yakıtı yandığında(metan molekülü), ilk önce hidrojen atomları oksidize olur. Ve sadece o zaman Hidrojen atomları yakılır(CH4....)Hidrojen atomlarının yüksek hızlı içten yanma işleminde oksidize olması daha az zaman gerektirdiğinden, normal şartlar altında karbonların bazıları tamamen oksidize olmaz, bu da eksik yanmaya yol açar. Bilindiği gibi, oksijen hidrojenle kolayca birleşir, ama karbon-oksijen reaksiyonu biraz daha zordur-unutmamamız gereken bir husus var: oksijen her zaman -2 yüklüdür. Karbonun yükü ise onun dış kabuğundaki dört elektronun konfigürasyonuna göre artı yada eksidir, bunun tamamlanması için tam 8 elektron gerekmektedir. EKOYAK® ın yakıt üzerine uygulanmasıyla elde edilen optimum yanma verimliliği, ilk önce karbondioksit miktarındaki artmayla belirtilir. Dahası, polutanlar (kirleticiler) azaldıkça, yanma verimliliği artıyor. HC ve CO atıklarındaki düşüş nispeten 'gaz yakıtı analizi ve opakimetre emisyonu' testleriyle kolayca gösterilir. EKOYAK® olayından sonra, stoikiyometrik testler hidrokarbonun HC (yanmamış yakıt) yaklaşık %75-%92'ye ve karbonmonoksitin CO %99.9'a kadar azaldığını gösteriyor. Bu bilimsel olarak ölçülebilen emisyon azaltma/yanma verimlilik oranında ve ortalama %15-25 artışta sonuçlanır. YAKIT GÜÇLENDİRİCİ yakıttan, yanma verimliliğini arttırarak tasarruf ettiğinden, daha az CO ortaya çıkmaktadır ve sonuç itibariyle daha az yakıt kullanılır. Esasında en çok yakıt tasarrufu maksimum tork sürat sınırında oluşur, bu da beygir gücünün en hızlı artışı sırasında meydana gelir(yaklaşık 10 HP)

2-Kural.

EKOYAK® yakıt güçlendiricisinin kuvvetli magnetik alanının uygulanması yakıt molekülünün yükünü pozitif yapar ve onları sıraya dizer, bu da YAHA modelindeki seçici HAVA GÜÇLENDİRİCİ EKOYAK® tarafından güçlendirilen eksi yüklü moleküllerin çekimini arttırır. Bu YAHA tipi EKOYAK®, otomotiv araçlarının hava borularında bulunur. Bu önemli ölçüde oksidasyon olayını geliştirir. Dizel motorlarda hava/yakıt oranının değişmesine hiçbir ihtimal olmadığından, YAHA HAVA GÜÇLENDİRİCİ nin yakıt ve soğutucuya aynı anda uygulanması şarttır. Yeni sensörlü ve daha yeni yakıt enjekte etmiş arabalarda YAHA gerekmez, ama O2 sensörü doymaya başladığı zaman, verimsiz sensörlerin yanlış hava/yakıt karışımını karşılamak için YAHA uygulanması mecburidir.
(NOT: ACE-A(oto) ve TCE-B(ağır araçlar) tipi soğutucu güçlendiricilerin kullanılması önerilir. Çünkü bunların kullanılması sonucu olarak, paslanmış ve aşınmış tabakalar çözülür, ve yenileri bütün soğutucu sistemi boyunca oluşmaz motor tekrar %100 ısı transfer yeteneğine sahip olur ve daha uzun süre çalıştırılabilir(silindir bloklarında hiçbir bozukluk, kırılma ve yüksek yağ oranları oluşmaz). Dahası, magnetize olan soğutucu oyuksal erozyonu engeller, motoru da magnetize eder ve bu da yanma işlemi için yararlıdır. Radyatörü motora bağlayan lastik hat üzerine kurulur. Soğutucu sistemde oluşan magnetik olarak çözülmüş, paslanmış tabakaları temizlemek için her 300-1000 milde (800-1600 km) bir soğutucuyu boşaltmak gerekir.)

KATALİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ 'nün en başlıca görevi, motorun yanmamış hidrokarbonlarını dönüştürmek ve oksidize ederek, bütün CO, CO2 seviyelerini düşürmek ve sıvıyı(buharı) azaltmaktır. Dönüştürücü motorun yanma odasında çıkan egsozu nötralize eder. Böyle egsozlar daha az toksik olurlar, ama böyle yanmadan sonra ortaya çıkan enerji kullanılmaz. Katalik dönüştürücülerin ömrü 5 yıl ve 50.000 mil(80.000 mil) olduğu halde, ortaya çıkan bazı sorunlar ciddi bir şekilde dönüştürücünün ömrünü kısaltabilir. Örneğin, otomatik jiklenin durması, kısa bir sürede katalik dönüştürücüyü aşırı derecede ısıtır ve çok zengin karışımdan dolayı dönüştürücü erimeye başlar.
(NOT:Aşırı derecedeki zengin karışımlar birkaç sebepten dolayı oluşur: Yanlış ayarlanmış motorlar, düzensiz ateşleme, kırılmış dağıtıcı kapakları, sızdıran karbüratör veya enjektörler, yada karbüratörlü arabalarda bulunan, oksijensiz kalmış ve hava/yakıt oranının ayarlanması gereken motorların kurulmasından sonraki Katalik dönüştürücünün erimesi gaz borularının tıkanmasına yol açar, o da sonuç itibariyle ısınır ve motorun egsoz valflarını yakar.)

Aslında, yeni çıkan 'monolit' dönüştürücüler, önceki 'misket' benzeri dönüştürücülerden, hidrokarbonları eritmeye ve kirletmeye daha da yatkındır. Monolit dönüştürücüler rodyum ve platinyum gibi katalize eden metallerle kaplanan balpeteği maddesinden üretilir. Eski 'misket' benzeri dönüştürücüler ise, tesbih biçiminde kaplanan platinyum silindiridir. Açıkça görüldüğü gibi, monolit dönüştürücüler, balpeteğinin aralıklarından dolayı, kirletmeye daha yatkındırlar. Ve hatta, POPULAR MECHANİCS (Aralık 1985, Şubat 1991 sayılarında) her iki tür katalik dönüştürücülerle karşılaşılan problemler hakkında iki makale yazılmıştır.

KATALİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ İLE EKOYAK® 'IN KARŞILAŞTIRILMASI

1-Katalik dönüştürücülerin çoğu katalizi başlatmak için hava pompalarını gerektirir. Hava pompaları, motorlardan enerji pompalayarak yakıt tasarrufunu azaltırlar, ve kurulması pahalıdır. Hava pompalı katalik dönüştürücüler daha çok yakıt yakılmasını gerektirirler. EKOYAK® ise yakıtta ve enerjide tasarruf sağlar.
2-Katalik dönüştürücüler çalışma durumuna gelmek için belli bir sıcaklık gerektirir (3-5 mil sonra ancak). Soğumuş dönüştürücü çalışmaz, bundan dolayı egsoz atıkları starttan hemen sonra dönüştürücüsüz haldeki kadar toksiktir. EKOYAK® ise anında ve sürekli çalışır.
3-Katalik dönüştürücüler zengin gaz karışımlarında erirler. EKOYAK® ise erimez, tamamen dayanıklı bir cihazdır.
4-EKOYAK® bir arabadan diğer bir arabaya kolayca aktarılabilir, dönüştürücü ise aktarılamaz.
5-EKOYAK® katalik dönüştürücülere göre daha hesaplıdır.
6-Katalik dönüştürücüler enerjiyi azalttığından, ve kısa zamanda çalışmaz hale geldiğinden sürekli değiştirilmek zorundadır, ve çoğunlukla fiyatının yüksek olmasından ve motorun performansını düşürdüğünden tekrar tercih edilmez.
7-Dönüştürücülü araçlar ethylene yerine, hala bir çok ülkede popüler olan kurşunsuz benzini gerektirir. Kurşunsuz benzinin kullanımı bir çok önemli toksik bileşiğin oluşmasını engeller, ama aynı zamanda havadaki diğer karsinojen maddeleri arttırır ve bu da egsoz problemine yol açar. Kurşunsuz benzin kurşunlu benzinle tanklarda beraber sıkça taşınır. Bilindiği gibi, kurşunun az bir miktarı bile dönüştürücüyü çalışmaz hale getirmeye yarar. Sonuç olarak atmosfere atılan toksik maddelerin miktarı gittikçe artar. EKOYAK® ise yakıtın bütün türüyle mükemmel bir şekilde çalışır: Kurşunlu yada kurşunsuz, dizel veya LPG olsun
8-Katalik dönüştürücülerin normal şartlar altında sınırlı ömrü vardır, ve kötü şartlar altında bu süre daha da kısalır. Ama, EKOYAK® 'ın çalışma durumuna gelmesi için biraz vakit gerekiyorsa bile, EKOYAK® MOTOR GÜÇLENDİRME SİSTEMİ sürekli olarak çalışır,ve performansı zaman geçtikçe artar.
9-Bu göze pek çarpmayan magnetik cihaz, platinyumlu katalik dönüştürücülerin kurulmasının mümkün olmadığı karbüratörlü motorlarda bile çalışır, ve zehirli atıkları azaltır. Bu, araba üreticileri için çok önemli bir haberdir. EKOYAK® ile çok testler yürütülmektedir. Ama testlerin resmi süresi bitmediği için açıklama yapamıyoruz. EKOYAK® ile FIAT'ın 126p karbüratörlü modellerinde çok iyi sonuçlar alındı (HC'un 160 ppm'den 80 ppm'e düştüğü görüldü-EEC normlarından çok düşük seviye)
10-EKOYAK® tamamen çevreye karşı zararsızdır. Katalik Dönüştürücü ise böyle değildir: Egsozdan sızan petrol sadece dönüştürücünün verimliliğini azaltmayıp, bundan daha kötüsü, atmosfere atılan platinyum bileşikleri, kurşunlaşmış hidrojen ve prusik asit gibi yüksek toksik kimyasal bileşiklerin belli bir miktarda oluşmasına sebep oluyor. DEGUSSA CORP. METALS GROUP'taki uzmanların hesaplarına göre 100.000 km sürüşten sonra katalik dönüştürücü %10 platinyum kaybına yol açıyor (her 1 km başına 1.5 mikrogram platinyum kaybı) Onlara göre,bu bir felakettir.
11-Hannoverli dünyaca ünlü Alman bilim adamı, Alman Onkoloji Kurumunun Başkanı, 320 den fazla makale ve kitapların yazarı, Dr.Hans A.Nieper şöyle diyor: "Birinci iş olarak, en kısa zamanda bütün arabalardan katalik dönüştürücülerin çıkartılması lazım". Sebep? Otomotiv katalik dönüştürücülerin meydana getirdiği fosforik ester gazlarıdır! (Daha fazla ilgilenenler için: Eylül 1995'te NEXUS dergisinde çıkan Dr.Nieper'in ''Katalik dönüştürücülerden Çıkan Sinir Gazları'adlı makaleyi okuyabilirler)

Avrupa'da, Opel Calibra Turbo üzerinde, katalik dönüştürücülerini çıkartıp yerine MAGNETİK MOTOR GÜÇLENDİRİCİ SİSTEMİ ni kurarak bir test yapıldı. Sonuçlar inanılmazdı: CO 0.5'ten 0.2'ye düştü, HC 100'den 70'e indi ve araba önceki 100 kmde 15 lt benzin yakmak yerine(15.9 mil/galon) 100kmde sadece 11 lt benzin yakmayı başardı-yaklaşık olarak yakıtta %27 tasarruf sağladı.
Bilinen en toksik gazlardan biri Nikel Karbonil veya Nikel TetraKarbonildir. Ni(CO)4-havadaki hacmi(TLV) 0.05ppm. Bu gaz aynı zamanda karsinojendir. Ni(CO)4'lü ölümleri ortaya çıkarmak çok zordur, çünkü bu gaz direk insan hücresinin iç kısmını zehirler. Karbonmonoksitin (CO) nikel katalizör üzerinden geçmesiyle oluşur. Katalik dönüştürücü zaman geçtikçe daha az çalışmaya başladığından CO daha da çoğalır, bu da Ni(CO)4 oluşma ihtimalini arttırır. Bu problem için en akıllıca çözüm EKOYAK® TEKNOLOJI'si tarafından önerilen yakıtın magnetik tedavisidir.
İdeal yanma parametrelerinin gösterildiği stoikiyometrik tablolara göre (aşağıya bakın), karbondioksit sonradan oksidize olmadığından, en yüksek yanma verimliliği en yüksek karbondioksit seviyesinde gerçekleşir. Katalik dönüştürücülü arabalarda, EKOYAK® atık gazları azaltır. Yükseltilmiş yanma verimliliğine oksijenin arttırılmış yakıt tepkisinden dolayı motorun içinde ulaşılır. Motorun verimsiz bir şekilde çalışması ve fazla olan karbonmonoksitin katalik dönüştürücüde yanması tamamen israftır, çünkü bu, motorun iyi bir şekilde çalışması yerine egsoz sistemini boşuna ısıtıyor. Uygun yakıt yanma parametrelerini uygun magnetik alanlar sayesinde oluşturursak, içten yanmalı motorunun çevreye mümkün olabildiğince en az toksik atık vermenin yanı sıra, her galon yakıt başına maksimum enerji ürettiğinden emin olabiliriz.

3-Kural

Dış kabuk elektronunun spin özelliklerini değiştirmek yakıt reaktivitesini arttırır. Hidrojen molekülünün daha da güçlendirilmiş spin hali, daha çok oksijeni kendine çeken yüksek elektrik potansiyelini gösterir. Güçlendirilmiş oksijenleştirme yanma verimliliğini yükseltir. Bundan dolayı, H2 molekülünün spin özelliğini değiştirdiğimizde, onun magnetik momentinin arttığını görebiliriz ve hidrokarbon yakıtının reaktivitesi yükselir ve buna bağlı yanma işlemi daha iyi çalışır. EKOYAK® 'ın çok güçlü magnetik alanı, içinden geçen sıvıya gereken tepkiyi oluşturan yeterli değişkenlik yoğunluğuyla, hidrokarbon atomunun izomerik formunu onun parahidrojen halinden daha güçlü, daha uçucu hali olan ortho haline büyük ölçüde dönüştürülür, bu daha çok oksijeni çeker. Işığın sönmesi, yoğunluk ve elektrik iletkenlik gibi yakıtın yapısı ve özellikleri homojenize olarak değişir.

4-Kural

Hidrokarbonlar, birlik diye adlandırılan kümeleri oluştururlar. Daha güçlü ve sürekli magnetik alan oluşturan EKOYAK® uygulayarak, HC birliklerini birbirinden ayırarak daha iyi bir sonuç elde etmek teknik olarak mümkündür. Bu durumda HC'ler normal ve bağımsız hale gelmektedirler ve daha çok oksijene sahip olarak birbirinden mesafede bulunmaktadırlar (kömür ve kömür tozlarının yanması benzeri) Burada, yanma sırasında, biri daha yüksek verimliliği amaçlarken, diğeri de moleküle daha büyük oksijen girişi sağlamak zorundadır. Kömür tozlarının yanmasındaki daha çok oksijenin girmesi bir patlama yapabilir. Ve böylece bizim yakıt güçlendiricimiz sayesinde, oksijenleştirme ve yanma verimliliği artmış oldu. Yakıt ne kadar aktif ve dinamik ise, yanma da o kadar hızlı ve eksiksizdir. Oluşan 'yeni' hidrokarbon molekülleri daha bir özelliğe sahiptirler: Onlar jet uçlarında, bujilerde ve egsoz borularında vernik oluşmasını, yanma sırasında engellemekle yetinmeyip, yeni ve zararlı tabakanın da meydana gelmesine izin vermezler. Dahası, güçlendiricimiz, karbüratör ve yakıt enjektörlerinin performansının artmasını, start-up' ların kolaylaşmasını ve sürüş dinamiklerinin yükselmesini sağlar. Yanma odasında hidrojen moleküllerinin birbirinden ayrılmasından sonra, onların oksijenle oluşturdukları yakıt karışımının doymuşluğu ve reaktivitesi artar. Bu da önceki hidrojen elementinin ve karbonu(C) tam olarak okisdasyon geçirmesine yol açar. Çünkü Van Der Waals'ın '' zayıf küme gücü'' keşfine göre, motor odasında karışımın optimal bir şekilde yanmasını sağlayan böyle magnetize olmuş yakıtlarda hidrokarbonların oksijenle bağlanması çok güçlüdür. Pozitif yüklü yakıt koyulaşır ve karbüratörlü arabalardaki hava/yakıt oranını değiştirerek kolayca onaran havadan(oksijenden)daha çok gereklidir. EKOYAK® 'ı otomobilin yakıt hattına kurduğumuzda (karbüratörden önce, birbirinden ¼ inç uzaklıkta veya Yakıt Enjeksiyon Sisteminde -enjektöre giden yakıt hattı üzerinde, enjeksiyon pompasında önce ve ayrıca, motorun metal parçalarıyla kontakt içinde olamamasına dikkat ediniz), onu daha çok reaktif yapan, yakıtın magnetize olmasından dolayı, yanmamış hidrokarbonların ve karbonmonoksit miktarının aniden düştüğünü görebiliriz (start-up'tan yaklaşık 5 dakika sonra veya 5-6 mil(6-8 km) den sonra). EKOYAK® 'ın kurulması sırasında (5-10 dak içinde)motor ''Stabilization Period'' dediğimiz dönemden geçer (STABİLİZATİON PERİOD-Yakıtı tamamen hareket geçirmek için, kurulmuş güçlendiriciyle yanma odası arasındaki beslenme sisteminin ferromagnetik metal parçalarının tamamen magnetik olarak doyması için ve başlıca karbon verniklerinin kademe kademe kaybolması için gereken zaman). Başlangıç doyma olayı(magnetik olarak)yaklaşık bir haftadır (daha önce kurulmasından hemen 2-3 gün sonra olumlu sonuçlar almamıza rağmen), diğer yandan, motorun karbon kalıntısından tamamen temizlenmesi 30-70 güne kadar sürer(eski motorlar için). Yolcu arabalarında bu, katedilmiş 1.000-1.125 mil(1.600-1.800 km) (aracın sınıfına, motorun iç temizliğine ve sürüş şekline göre) ve kamyonlarda ise yaklaşık 1.250-2.000mil(2.000- 3.200 km) demektir. Büyük sanayi tesislerinde (doğal gaz, petrol kullanımı, su arıtma) bu işlem (boruların tamamen magnetik olarak doymuşluğa ulaşması) 30-90 gün arasıdır ve bazen de bu süre uzayabilir. Eğer tesisat doğru yapıldıktan bir ay sonra hiçbir gelişme görülmüyorsa, bu yakıt karışımında bulunan oksijen miktarının çok az olmasındandır. O zaman, kirlenmiş veya yağlaşmış hava filtrelerinin değiştirilmesi ve karışımdaki hava miktarının artması için karbüratörün ve dizel pompanın yakıt basıncının ayarlanması lazım. Yakıt enjekte eden arabalar otomatik olarak kendilerini ayarlayabilirler. (Sadece lambda sondası eskidiğinde değiştirilmesi lazım. Çünkü o zaman sistem EKOYAK® 'ın işlemine aşırı derecede yüklenmiş olur.) İdeal olarak ekzoz analizine bağlı ve motoru optimal şekilde ayarlayan profesyonel merkezler tarafından onarılması ya da ayarlanması lazım. Ayarlama olmasa EKOYAK® beklendiğinin tam tersi bir etki yapabilir. Dahası, dekarbonizasyonun birinci aşamasında jet uçlarının geçici kirlenmesinden oluşan motorun içinde karışıklıklar ve düzensiz yakıt tüketimi meydana gelebilir. Geçici kirlenmeler doğal yolla temizlenir. İşte o zaman motor ayarlamasının yapılmaması önerilir. Ama Stabilization Period sırasında petrolün periyodik olarak değiştirilmesi de önerilir. Bunu takiben stabilization perioddan sonra petrolün değiştirilmesi lazımdır. Aracın işletilmesindeki motor ömrünü uzatmadaki tasarrufla karşılaştırdığımız zaman bu gerçekten de çok küçük bir yatırımdır.
Stabilization Period sonunda ve ondan sonraki safhalarda en yüksek olumlu sonuçlara ulaşarak, teknolojik ve ekonomik avantajlar yanı sıra motor performansı da artar. (Mil veya km arttıkça) Stoikiyometri bilimine dayanarak ABD'de devlet ve federal hükümet tarafından kontrol edilen EPA atıklar standartlarını uygulamak için kullanılan gaz atıklarını analiz edici cihazının en son başarısı yakıt tasarrufunda magnetik alanın büyük rolünün dokümantasyonunda büyük yardımcı olmuştur.